Dengeli Beslenme
Herkes için hayatta akılcı bir beslenme rejimi olmalı. Kilo vermeyi asla ertelemeyin. Eğer hızla kilo veremediyseniz, hayal kırıklığına da asla uğramayın.Çünkü çok çabuk kilo kaybederseniz, sağlığınızı büyük risklere atmış olursunuz. Ayrıca insanın kısa bir sürede yeme alışkanlıklarını değiştirmesi imkansız. Herhangi bir tatlıyı yemeden veya bisküvi paketini açmadan önce kendinize sorun, “Ben gerçekten aç mıyım?” eğer cevabınız olumluysa, on dakika bekleyin ve bu soruyu tekrar sorun.Yapılan araştırmalar 10 dk. yapılan ayıştırmaların tokluk hissi vereceğini göstermektedir.
Dendeli beslenme için yeceklerinizi haftalık olarak planlayın. Böylece alışveriş yaparken, abur cubur satın almaktan kurtulabilirsiniz ve dengeli beslenme için ilk adımı atmış olursunuz .Asla süpermarkete aç gitmeyin. Eğer insanlar tok karnına alışverişe giderlerse, besin değeri daha yüksek yiyecekler alıyorlar. Abur cuburdan da uzak duruyorlar.
Daha hareketli olabilmek için hayatınızda, beslenme rejiminizde değişiklik yapmaktan kaçınmayın.Dengeli beslenme için dengeli rejim de şart.
Dengeli belenme için günlük tutun. Hem ne yediğinizi, hem de ruh halinizi deftere kaydedin. Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık olarak devam eder. Daima geriye dönüp kendinizi kontrol edin. Unutmayın ki dengeli beslenme dengeli kilo vermeye gebedir.
Hiçbir zaman neden kilo vermek istediğinizi unutmayın. Sıkıldığınızda veya diyet yapmaktan yorulduğunuzda eski fotoğraflarınıza ufak bir göz atın ve her verdiğiniz kiloda kendinizi nasıl hissettiğinizi hatırlayın. Değişimin zamanla ve sabırla olacağını hep aklınızın bir köşesinde bulundurun.
Geçmişi değiştiremeyebiliriz ama gelecek için şansımızı ve kilolarımızı değiştirebiliriz.Yeryüzündeki hiçbir yiyecek, sizin kendinizi zayıf hissetmenizden daha leziz olamaz.
Eğer yemek yemek istemiyorsanız, yemek yiyebileceğiniz bir yere gitmeyin.Sosyal zorunluluk olarak, bir partiye gidiyorsanız, ne yiyeceğinizi de planlayın!
Eğer bir açık büfe ile karşı karşıya iseniz, hemen salata bölümüne gidin ve tabağınızı salatayla doldurun. İkinci kez gittiğinizde kendinizi tok hissedeceksiniz ve daha fazla kontrol edebileceksiniz. Eğer yeterli ve dengeli beslenme kurallarına uyarsanız bunlar size hiç zor gelmez.
-Dengeli beslenme için her zaman ölçülü olun. Porsiyonlarınız küçük olsun.
-Dengeli beslenme için bol sebze, az yağ, bardak bardak su.
-Yemeğe başlamadan önce bir bardak su için ve içerken düşünün, “Şu anda yemek yiyorum ama hedeflediğim kilodan uzaklaşıyorum.” Kendi kendinizle yapacağınız tartışmalar işe yarayacak.Unutmayın her şey dengeli beslenme uğruna.
-Bilinçli bir şekilde yemek yiyin. Yavaş olun. Dengeli beslenme için ağzınıza götürdüğünüz her lokmaya dikkat edin.
-Her yemekten sonra dişlerinizi fırçalayın. Ağzınızdaki temizlik duygusu sizin bir kaç saat acıkmanızı engelleyecektir.

Ağustos 10th, 2008 at 19:32
Kekemelik Nedir?
Kekemelik, konuşan kişinin sesinin ve ses ritminin, ses sözcüklerinin düzenli bir şekilde ilerlemesini bozan duraklamalar, tekrarlar yada bir heceyi uzatarak söyleme şekline denir ve çoğu kez bunlara eşlik eden beden hareketleriyle kesintiye uğramasıdır.
Başka bir deyişle de kekemelik; konuşma anında konuşmanın düzenli bir şekilde ilerlemesini bozan duraklama, bazı ses ve sözcükleri yineleme ya da bir heceyi uzatarak söyleme ile giden ve bazı kişilerde sosyal ortamlardan kaçınmaya yol açıp, kaygı ve üzüntü konusu olan bir bozukluktur
KEKEMELİK Doğuştan mıdır? Sonradan da Kekeme Olunabilir mi?
Kekemelik genellikle okul öncesi 2 ila 8 yaş arasında ortaya çıkar ve erkeklerde kız çocuklarına göre 3 katı daha etkilidir. Bu çocukların yaklaşık %20 kekemelik devam etmektedir,
DÜZENLE:::::::::::::::::::::::::::::::::
genellikle giderek şiddetlenir ve ergenlik döneminden sonra devam ediyorsa, yaşam boyu sürecek olan bir bozukluk haline gelmesi muhtemeldir.
Daha yaşlı kekemelik vakalarının daha çok durakladıkları, hava akımlarındaki kesilmelerin , ses tellerine uygulanan basıncın, iletişim kurma korkularının daha yüksek olduğu ve konuşma durumlarından kaçınmanın daha çok görüldüğü saptanmış.
Genel olarak erkek çocukların kızlara göre daha karmaşık düzeyde kekelemelerinin olup, daha çok kekeleyerek, daha az karşılarındakilerle göz göze gelmeye çalıştığı, iletişim kurmaktan kaçındıkları, dolayısıyla tedavilerinin de daha uzun sürdüğü belirlenmiştir.
Bazı vakalarda erişkinliğe geçiş döneminde kaybolmakta, bunun dışında tedavi edilmeyen vakalar omur boyu sürmektedir.
KEKEMELİK NE GİBİ DURUMLARDA SIK GÖRÜLÜR
Dinleyici önünde konuşmak gibi onurlandırmaları geri çevirirler. Telefonla konuşmakta güçlük çekiyorlarsa bu gibi konuşmaları eşlerinden beklerler. Kekemelerin %80”i telefon konuşmasının en çok korktukları durum olduğunu bildirmektedirler. Yada bir lokantaya gittiklerinde ısmarladıkları yemek istekleri değil, adını söyleyebildikleridir.
Yabancıların bulunduğu, kalabalık ortamlar, bir otorite konumundaki kişinin karşısında, telefona yanıt vermek, birinden bir şey istemek, beklenmedik bir durumla hazırlıksız bir şekilde karşılaşma gibi hallerde belirginleşmektedir.Korktukları bu gibi durumlardan kaçınmaya çalışırlar. Söyleyemedikleri bir sözcüğün yerine hemen bir eşanlamlısını getirerek cümleyi tamamlamaya çalışırlar. Adları sorulduğunda yanıtlamakta güçlük çekebilirler. Bu nedenle bu isleri yakınlarındakilere bırakırlar. Öğrenciler bu nedenle arka sıralarda oturmaya çalışır, parmak kaldırmaz, konuşmalarda dinleyici olmayı yeğler, yoklamalar alınırken geç yanıt verirler, ya da el kaldırarak kaçınma davranışı gösterirler. Daha çok mimikleriyle yanıt vermeye eğilimlidirler. Yeni bir şey söylemek ya da istemek yerine başkaları ile ayni fikirde olduklarını ya da ayni şeyi istediklerini belirtirler. İstediklerini değil, söylemesi kolay olan şeyleri ısmarlarlar.
Yoldaki bir görevliye, polise adres sormak için durduklarında ilk sesi çıkartmakta güçlük çekebilirler. Bu durumlarda konuşmayı kolaylaştırmak ve o sesi çıkarabilmek için el veya ayağı sallama, ayağı yere vurma, bas ve boyun hareketleri, göz , kas ve dudak hareketleri gibi tikler eslik edebilir.
Çoğu kez kendi adlarını söylemekte güçlük çekerler, bu durumda hecelerle yada kartvizit çıkarırlar. Her tür konuşmaları büyük bir gerilim içindedir. Çoğu kez bunlara eşlik eden beden hareketleriyle tiklerin oluşmasıdır. Böylece kişilerde sosyal ortamlardan kaçınmaya yol açıp kaygı ve üzüntü konusu olan bir bozukluktur.
Sonuçta, bu gibi durumlardan kaçmaya çalışırlar ve genel olarak yüksek zeka düzeyinde oldukları içinde bu kaçınma davranışında oldukça başarılıdırlar.
NELERDEN DOLAYI OLABİLİR?
Bazı ailelerde gerilim düzeylerinin yüksek olması ve ortak bir özellik şeklinde bu gerilimin nefes borusu ve ses tellerine iletilmesi ile ilişkili olabildiği ya da beyindeki konuşma merkezi ile ilişkisi olduğu yönünde düşünceler bulunmaktadır. Anne-babada obsesif-kompulsif kişilik yapısının varlığına da bu bozuklukta işaret edilmiştir. Çocuklukta yaşanan endişe , gerilim ve korkuların da etkilerinin olduğu düşünülmektedir. Bir görüşe göre kişinin çözümleyemediği ve bilinçaltına doğru bastırdığı ruhsal çatışma, korku ya da isteklerinin sonucunda oluşan nevrozların bir görünümü olarak düşünülmüştür. Hastaların % 40-60 kadarında ailelerinde kekemelik öyküsüne rastlanmıştır.
Görüntüleme çalışmalarında beyin kan akımlarında azalmalar ve bölgesel olarak bazı alanlarda akımda düzensizlikler saptanmıştır.
TEDAVİ
Davranış düzenlenimi, nefes alıştırmaları, gevşeme teknikleri, konuşma terapisi (konuşmanın yavaşlatılması,konuşma başlangıcının kolaylaştırılması, ses düzey kontrolü gibi) yapılmalıdır. Bazı vakalarda antidepresan ve anksiyolitik tedavileri faydalı olmaktadır.
Kasım 12th, 2008 at 16:24
yazdıklarınız çok önemli benimde konuşma bozukluğum var ama ben bunu yapamıyorum tam konuşmaya başlağım zaman farklı bir yöntem bularak konuşmaya başlıyorum yada elimi kolumu sallıyorum