Zayıflayım Derken
Zayıflamak; hiç de kolay olmayan bir terim. Diyetlerle kişiye ya ihtiyacı olandan daha az kalori verdiriliyor ya da gereğinden fazla hareket ettirilerek enerji harcatılıyor. Özellikle günümüzde ise çoğu insan daha fazla hareket etmek yerine, az yemek yemeği diyet sanıyor, yemekleri azlatmayı seçiyor.
1 - 2 haftada, hatta günde olabildiğince fazla kilo kaybına dayanan; lahana çorbası ya da ananas diyeti gibi tek taraflı programlar, uzmanlarca da uyarılıyor. Ama dengeli beslenme tarzını destekleyen zayıflama programları; örneğin Weight Watchers Diyeti, uzmanlara göre vücuda yük olmuyor. Fakat sürekli bir beslenme değişikliğine gidilmedikçe onların da etkisi malesef uzun sürmüyor. Peki diyetler niçin sağlığımız için risk taşıyor?
Sürekli yapılan diyetler, insanın kilosunu kafaya takmasını ve insan vucudunu toplumun dayattığı bir vücut ideali gütmesine yol açabiliyor. Bu da diyetleri beslenme bozuklukları, özellikle de anoreksi (zayıflık hastalığı) ve blumi (yediklerini kusma) için başlangıç haline getiriyor. Bunlar, özellikle genç kadınların ruhsal ve bedensel sağlığı için büyük risk oluşturuyor.
Tedavi edilmezse çok önemli bedensel ve psikososyal sonuçları olan anoreksia’da yüksek ölüm oranlarına varan sürekli bir takıntı tehlikesi başgösteriyor. İşte bunun için uzmanlar, görünüşünden mutsuz olan kişinin, diyetisyene değil terapiste gitmesi gerektiğini söyler… Bozulan yemek yeme alışkanlığı Anoreksia(zayıflık hastalığı) ve blumi (yediklerini kusma) - için başlangıç haline getiriyor. Bunlar, özellikle genç kadınların ruhsal ve bedensel sağlığı için büyük risk taşıyor.
Tedavi edilmediği taktirde bir çok önemli bedensel ve psikososyal sonuçları olan zayıflık hastakığında(anoreksia) yılda binlerce kişi hayatını kaybediyor.İşte bundan dolayı uzmanlar, görünüşünden mutsuz olan bir kişiyi diyetisyen yerine öncelikle terapiste gitmelerini öneriyor.
