İçeriğe Git
70'inde Işıl Işıl Parlamak: Bir Hak mı, Yoksa Yüz Yıllık Bir Sırrın Bize Gülen Yüzü mü?
Genel Sağlık ve Esenlik

70'inde Işıl Işıl Parlamak: Bir Hak mı, Yoksa Yüz Yıllık Bir Sırrın Bize Gülen Yüzü mü?

06 Feb 2026 5 dk okuma

Hepimiz o insanları biliriz, değil mi? Hani 70'ini geçmiş ama hala enerjisi, ışığı yerinde olanları. Sanki zaman onlara başka türlü davranmış gibi. Belki de bir sırları var? Ben hep merak etmişimdir, bu işin aslı ne diye.

Sosyal medya sağ olsun (ya da sağ olmasın), bize sürekli 'yaşlanmak kötü bir şeymiş' gibi bir his veriliyor. Kırışıklıklara savaş açmak, sarkmaları toparlamak... Sanki bu bir hakmış gibi, 'ben yaş aldım, artık harika görünmeliyim' der gibi. Ama bence bu büyük bir yanlış anlama, hatta belki de koskocaman bir yanılgı.

Düşünsene, dışarıdan sadece bakımlı olmakla, içeriden parlamak aynı şey mi? Benim rahmetli anneannemin komşusu Ayşe Teyze vardı. Saçları bembeyazdı, yüzünde hayatın çizgileri alabildiğince belirgin. Ama o her güldüğünde, gözlerinin içi parlar, etrafına bir neşe saçardı. Sanki kendisi değil de, içindeki bir bahar temizliği yapmış gibiydi. Hiç 'Ayşe Teyze ne kadar da genç görünüyor' demezlerdi ama 'Ayşe Teyze ne kadar da dinç, ne kadar da hayat dolu' derlerdi. İşte o 'dinçlik' ve 'hayat dolu olmak' dediğimiz şey, bence o aradığımız uzun ömürlü gençliğin ta kendisiydi. Onun için harika görünmek, bir amaç değil, yaptığı her şeyin tatlı bir yan etkisiydi.

Peki, Ayşe Teyze'yi ya da onun gibileri özel kılan neydi? Bence bu, sadece genlerle ya da pahalı kremlerle açıklanamaz. O, hayatını dolu dolu yaşayan, merak eden, öğrenen, hareket eden bir insandı. Her sabah erken kalkar, bahçesiyle uğraşırdı. Öğlene doğru yürüyüşünü yapar, komşularıyla sohbet eder, sonra da torunlarının derslerine yardım ederdi. Eli sürekli bir işle meşguldü, zihni sürekli aktif. Hiçbir zaman 'ben yaşlandım, oturuğum yerden kalkmayayım' demedi. Hatta bazen (benim de şahidimdir) gençlere taş çıkarırdı enerjisiyle.

Bu durum beni hep düşündürmüştür: acaba bizim o 'harika görünme' peşinde koştuğumuz şey, aslında iyi yaşamanın bir sonucu değil mi? Yani, vücuduna iyi bakarsan, zihnine iyi bakarsan, ruhuna iyi bakarsan, bu haliyle zaten kendini dışarıya yansıtır, farkında olmadan 'ışıltılı' olursun. O ışıltı da zaten 'harika görünmek' demek olmaz mı?

Şimdilerde herkes uzun ömürlü gençliğin peşinde. Ama o gençliği sadece dışarıdan makyajla, botoksla ya da sıkı diyetlerle yakalamaya çalışıyoruz. Oysa işin aslı, bence çok daha derinlerde.

Yüz Yıllık Sırrın Ayak İzleri

Neler mi? İşte o Ayşe Teyze'den ve onun gibilerden gördüğüm birkaç ipucu:

  • Hareket: Vücudun hareket etmeyi sever, bunu inkar edemezsin. İster bahçeyle uğraş, ister dans et, ister yürü. Yeter ki kan dolaşımın aksın, kasların çalışsın.
  • Beslenme: Abur cuburla beslenip, sonra da 'neden cildim solgun' diye yakınmak biraz haksızlık değil mi? Gerçek gıdalarla beslenmek, vücuda ihtiyacı olanı vermek, bu işin olmazsa olmazı.
  • Zihinsel Uyanıklık: Merak etmek, öğrenmek, okumak... Zihni paslandırmamak çok önemli. Bulmaca çözmek, yeni bir dil öğrenmek, bir kursa gitmek... Beynimiz de bir kas, çalıştıkça güçleniyor.
  • Sosyal Bağlar: Yalnızlık, bence en büyük yaşlandırma faktörlerinden biri. Sevdiklerinle, arkadaşlarınla, komşularınla bir arada olmak, sohbet etmek, gülmek. Bu ruhu besliyor, insanı canlı tutuyor.
  • Amaç Sahibi Olmak: Sabah uyanmak için bir sebebinin olması, bence en büyük anti-aging formülü. Birine yardım etmek, bir projeyle uğraşmak, torunlarına hikaye anlatmak... Bu 'yaşama sevinci' dediğimiz şey, hani.
  • Stres Yönetimi: Hayat zor, evet. Ama stresi yönetebilmek, olaylara bakış açımızı değiştirebilmek, gereksiz yükleri sırtımızdan atmak... Bu, hem fiziksel hem zihinsel sağlığımız için bir kalkan görevi görüyor.

Güzellik Diye Ne Arıyoruz?

Yani anladın mı? 70'inden sonra o 'harika görünmek' dediğimiz şey, bir zorunluluk değil, bir 'kazanım' da değil aslında. O, uzun yıllar boyunca kendine iyi bakmış, hayata dört elle sarılmış, merakını hiç yitirmemiş bir ruhun dışa vurumu. Bir nevi, yüz yıllık bir sırrın bize göz kırpışı. Vücuduna, zihnine, ruhuna adil davranan herkesin, er ya da geç yaşının çok ötesinde bir ışık saçacağını düşünüyorum ben (belki de yanılıyorumdur ama tecrübelerim hep bunu fısıldıyor kulağıma).

Güzellik kavramını sadece pürüzsüz ciltler, gergin yüzlerle sınırlamak ne kadar da sığ, değil mi? Gerçek güzellik, bence o insanın içindeki ışıkta, yaşam enerjisinde gizli. 70'inde hala gülümseyebiliyorsan, hala öğrenecek bir şeyler bulabiliyorsan, hala sevdiklerinle kahkaha atabiliyorsan... İşte o zaman zaten harikasın, gerisi teferruat. Ve bu, kimsenin sana dayatabileceği bir 'hak' değil, senin kendi ellerinle ördüğün 'iyi yaşam' ağacının en güzel meyvesi. Ne dersin, sen de benimle aynı fikirde misin?

Yasal Uyarı ve Bilgilendirme

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır ve internet üzerindeki açık kaynaklardan derlenmiştir. Burada yer alan bilgiler tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili her türlü konuda önceliğiniz her zaman doktorunuz olmalıdır. Lütfen uzman bir hekime danışmadan herhangi bir uygulama yapmayınız.

A

Admin

Sağlıklıca içerik ekibi tarafından hazırlanmıştır. Doğru ve güvenilir sağlık bilgisi için kaynaklarımızı titizlikle seçiyoruz.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap