Hayatımız, sanki devasa bir sosyal medya platformu. Herkesin en iyi halini sergilediği, en mutlu anlarını paylaştığı, en fit vücutlarla gülümsediği bir yer. Ve biz, o ekranlara bakarken, “acaba ben yeterince iyi miyim?” sorusunu beynimizde döndürüp duruyoruz, değil mi?
Bir şeyler hep eksik gibi. Kilo mu vereceksin, hemen en zorlu diyetler, en ağır antrenmanlar… İş mi yapacaksın, en verimli, en üretken, en hatasız sen olmalısın. İlişkiler desen, hep mükemmel bir uyum, hep derin bir anlayış. Sanki hayat bir merdiven, biz de o merdivenin basamaklarını durmadan tırmanmak zorundayız. Ama nereye kadar? Nereye varacak bu tırmanış?
O Bitmek Bilmeyen “Daha İyi” Arayışı ve Faturası
Şimdi bir düşün. Sabah alarm çalar, güne başlarsın. Kahvaltıda sağlıklı bir şeyler, tamam. Spor salonuna gideceksin, tamam. İş yerinde en iyisi olmaya çalışacaksın, tamam. Akşam eve geleceksin, belki çocuklarla ilgileneceksin, belki bir şeyler okuyacaksın, kendini geliştireceksin. Her an, her dakika bir performans sergileme, bir çıtayı daha yukarı taşıma derdindeyiz. Bu, çoğu zaman farkında bile olmadığımız bir sürekli daha iyi olma tuzağı aslında.
Peki, bu durum sağlığımıza ne yapıyor dersin? Bize iyi gelmesi gerekirken, ters tepmeye başlıyor. Nasıl mı? Gel birlikte bakalım.
1. Zihinsel Tükenmişlik: Beyin Yanıyor!
Beynimiz, sürekli ‘daha iyi’ komutuyla çalışırken durmadan analiz, planlama, kıyaslama modunda kalıyor. Bu da neye yol açıyor? Stres, anksiyete, kronik yorgunluk… Sanki prize takılı, hiç kapanmayan bir makine gibi çalışıyoruz. Uykular kaçıyor, odaklanmak zorlaşıyor. Küçük bir hatada bile kendimizi yerden yere vurmaya başlıyoruz. “Daha iyi olmalıydım!” diye başlayan iç ses, bir süre sonra zehirli bir fısıltıya dönüşüyor.
Bir de sosyal medyada gördüklerimizi kıyaslama var. O harika hayatlar, o kusursuz bedenler... Kendi gerçekliğimizden uzaklaşıp, ekrandaki idealize edilmiş hayatlarda kayboluyoruz. Ve sonuç? Yetersizlik hissi, depresif ruh halleri. Eminim sen de yaşamışsındır, o anlık motivasyonun yerini kısa sürede bir boşluk hissi alır bazen.
2. Fiziksel Sağlık Bedeli: Vücut Alarm Veriyor!
Zihinsel stres, bildiğin gibi, fiziksel olarak da kendini gösteriyor. Sürekli yüksek kortizol seviyeleri (stres hormonu) bağışıklık sistemini zayıflatıyor, bizi hastalıklara daha açık hale getiriyor. Uykusuzluk cabası. “Daha iyi olmak için daha az uyuyup daha çok çalışmalıyım” düşüncesi, bedenimize yaptığımız en büyük kötülüklerden biri. Çünkü vücudun kendini onarma, yenileme zamanı uyku.
Beslenme konusunda da işler karışıyor. “Detoks yapmalıyım”, “şunu yememeliyim”, “bunu kesinlikle yemeliyim”. Aşırı kısıtlayıcı diyetler, sonra gelen binge (aşırı yeme) atakları… Bir döngüye giriyoruz. Ya da sporda… “Daha kaslı olmalıyım”, “daha hızlı koşmalıyım.” Vücudumuzun sinyallerini dinlemek yerine, sadece hedefe kilitlenip sakatlanmalara davetiye çıkarıyoruz. Belki de yanılıyorumdur ama, vücudumuz bir makine değil, hassas bir dengeye sahip, canlı bir organizma.
Sen hiç fark etmeden, böbreküstü bezlerin yorulmuş, sindirim sistemin bozulmuş, hormonların allak bullak olmuş olabilir. Hep daha iyisini kovalarken, aslında mevcut sağlığını tüketiyorsun.
Yeterince İyi Olmak Kötü mü?
Durmak, dinlenmek, mevcut halinle yetinmek bir zayıflık mı? Hayır, tam aksine, bu en büyük güçlerden biri olabilir. Çünkü bu, kendine karşı şefkatli olmayı, kendi sınırlarını bilmeyi ve kabul etmeyi gerektirir. Sürekli daha iyi olma tuzağına düşmemek için bence şunları bir düşünmeliyiz:
- Mükemmeliyetçilikle Dans Etmeyi Bırak: Mükemmel diye bir şey yok. Var olan, anlık iyi hali kabul et. Bugün iyiysen, yarın daha iyi olmak zorunda değilsin.
- Kendine Şefkat Göster: Hata yapmak insani. Kendine, en yakın arkadaşına davrandığın gibi davran. Sert eleştiriler yerine, anlayışlı ol.
- Dinlenmeyi Üretkenlikten Say: Dinlenmek, tembellik değil, bir yatırım. Bedenin ve zihnin kendini yenilemesi için ona alan aç. O diziye bakmak, o kitabı okumak, o hiç yapmadığın şeyi yapmak sana zaman kaybettirmez, aksine kazandırır.
- Kendi Tanımını Yap: Senin için 'daha iyi' ne demek? Bu tanımı başkalarının beklentilerine, sosyal medya trendlerine göre değil, kendi değerlerine ve ihtiyaçlarına göre yap. Belki senin 'daha iyi'n, daha huzurlu olmak, daha az koşturmak.
- Süreçten Keyif Al: Hedefe takılıp kalma. Oraya giden yolculukta neler öğrendin, neleri deneyimledin, onlara odaklan.
Bitmeyen bir yarışta koşmak yerine, hayatın tadını çıkarabileceğimiz, kendi ritmimizde ilerleyebileceğimiz bir patika bulmak, en büyük erdemlerden biri sanırım. Sürekli daha iyi olma tuzağı, bizi anı yaşamaktan alıkoyan, geleceğe dair kaygılarla dolduran bir illüzyon. Unutma, 'yeterince iyi' olmak da bazen 'en iyi' olmaktır. İç huzurunu kaybetmeden, dengede kalmak, asıl başarı budur. Ne dersin, sen de bu yarıştan yorulanlardan mısın?