Güne Zinde Başlamak İçin Ne Yapıyoruz?
Her sabah aynı senaryo, değil mi? Telefon alarmı sabahın köründe çalıyor. Sen yatakta kıvrılmış, ama bir yandan da iç sesin 'kalk, o sporunu yap, sağlıklı kahvaltını hazırla' diye fısıldıyor. Gözünü açar açmaz soğuk duşa giriyorsun. Sonra hızla matına geçip yoga hareketlerini sıralıyorsun. Belki üzerine bir de koşu bandı eklersin. Mutfakta, yulaf ezmesi, chia tohumu ve o organik smoothie için dakikalarca uğraşıyorsun. Tüm bunlar, güne 'sağlıklı' başlamak için yaptığımız ritüeller. Ama sence de garip değil mi, tüm bu çaba seni neden gün içinde daha zinde hissettirmek yerine, bazen daha da yorgun düşürüyor?
Düşün bir. O 'mükemmel' sabah rutinleri. Sosyal medyada görüyoruz, wellness guruları anlatıyor, 'şunu yapmazsan olmaz' diyorlar. Amaç zindelik, enerji, iyi hissetmek. Oysa bazen tam tersi oluyor. Bu sağlıklı ritüeller yorgunluk döngüsüne dönüşüyor.
Zihnin Sürekli Mesai Halinde Olmasın?
Vücudunu dinlendirdiğini, beslediğini sanıyorsun. Ama zihnin? O süreçte ne kadar dinlenebiliyor? Spor yaparken bir yandan günün planını kurmak, smoothienin içine kaç gram protein tozu koyduğunu hesaplamak, meditasyon yaparken bile 'acaba doğru yapıyor muyum' diye düşünmek...
Bu, bir tür performans kaygısı yaratıyor. Sürekli en iyi versiyonun olmak zorundasın. Her şeyi 'doğru' yapmak zorundasın. Küçük bir sapma bile, o günün boşa gittiği hissini yaratıyor. Sence de korkunç değil mi bu?
Bu sürekli baskı, aslında zihnimizde kronik bir stres yaratıyor. Kortizol seviyeleri yükseliyor. Ve kortizol, uzun vadede bizi yorgun düşüren, uyku kalitemizi bozan, hatta kilo alımına bile neden olabilen bir hormon.
Tüm bu 'iyi niyetli' çabaların seni fiziken ve zihnen bitkin hale getirdiğini fark ettin mi hiç?
Bedenini Dinlemeyi Ne Zaman Bıraktık?
Pazartesi sabahı uyanıyorsun. Hava kapalı, canın hiçbir şey yapmak istemiyor. Vücudun 'biraz daha uyu' diye fısıldıyor. Ama sen, o 'sağlıklı' programına sadık kalmak zorundasın. Git, koşu bandına çık. O terlemeyi yaşa. Kasların ağrısın.
Neden? Çünkü 'sağlıklı insanlar' böyle yapar. Çünkü 'iradeli olmak' bunu gerektirir. Ama ya o gün bedeninin ihtiyacı olan şey, fazladan bir saat uyku ise? Ya da sakin bir yürüyüş yerine, sadece sessizce kahveni yudumlamaksa?
Bu dayatma, bedenimizle olan bağımızı koparıyor. Onun sinyallerini görmezden gelmeyi öğreniyoruz. Aç değilken yemek yiyoruz (çünkü 'öğün saati'), yorgunken spor yapıyoruz (çünkü 'programda var'). Ve sonra şaşkınlıkla soruyoruz: 'Neden bu kadar yorgunum?' Belki de cevap tam da burada, kendi bedenimizi dinlememeyi seçtiğimiz o anlarda gizli.
Sağlık Bir Görev Mi, Keyif Mi?
Ne zaman sağlık, bir keyif olmaktan çıkıp bir göreve dönüştü? Ne zaman 'iyi hissetmek' yerine, 'iyi gözükmek' veya 'sosyal medyaya fotoğraf atmak' için bir şeyleri yapar olduk? (Yanılıyor muyum sence?)
O organik smoothie'ler, o özel beslenme programları... bunlar bazen bütçemizi de zorluyor. Maddi kaygılar da ekleniyor bu yorgunluk listesine. Hem cebinden çıkıyor para, hem vaktini alıyor hazırlamak, hem de tüm bunları 'doğru' yapma baskısıyla uğraşıyorsun. E daha ne olsun ki?
Bu sağlıklı ritüeller yorgunluk döngüsünü kırmak mümkün. Belki de daha az yapmak, daha çok yapmak anlamına geliyordur. Belki de 'mükemmel' bir rutine sahip olmak yerine, kendi bedeninin, ruhunun ve yaşamının ritmine uygun bir şeyler bulmak gerekir.
Peki Ne Yapmalı?
- Dinle: Bedenin ne istiyor? Uyku mu? Hareket mi? Sakinlik mi?
- Basitleştir: Her şeyi aynı anda yapmak zorunda değilsin. Bir şeyi seç, ona odaklan.
- Keyif Al: Sağlıklı olmak bir yükümlülük değil, bir armağan olmalı. Sana keyif veren, iyi hissettiren şeyleri bul.
- Bırak: Bazen 'mükemmel' olanı bırakıp, 'yeterince iyi' olana razı olmak, en büyük özgürlüktür.
Unutma, herkesin sağlıklı yaşam tanımı farklı. Senin tanımın, bir başkasının dayatması olmak zorunda değil. Kendi iç sesine dön, ona güven. O sana zaten en doğru yolu fısıldıyor olacak. O zaman göreceksin, sabah kahven daha lezzetli, spor rutinin daha zevkli ve o smoothie, gerçekten istediğinde, bir ödül gibi gelecek. Ve en önemlisi: daha az yorgun, daha çok sen olacaksın.