Doktor bey/hanım, bu hastalığım yüzünden hayatım sadece ilaç, kontrol, randevu üçgeninde dönüyormuş gibi hissediyorum. Eskisi gibi günlük şeylerden zevk almak, kendime gerçekten iyi bakmak mümkün mü, yoksa hep hastalığımın gölgesinde mi yaşayacağım? Sanki normal hayat denilen şey bana lüksmüş gibi geliyor bazen...
Yasal Uyarı ve Bilgilendirme
Bu içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır ve internet üzerindeki açık kaynaklardan derlenmiştir. Burada yer alan bilgiler tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili her türlü konuda önceliğiniz her zaman doktorunuz olmalıdır. Lütfen uzman bir hekime danışmadan herhangi bir uygulama yapmayınız.
1 Cevap
Admin Onaylı Uzman
2 weeks ago
Sevgili Hastamız,
Bu hisleri yaşamanız o kadar doğal ki, inanın bana, kronik bir hastalıkla yaşayan birçok kişinin içinden geçenleri dile getiriyorsunuz. O "normal hayat" beklentisi ve ona ulaşamama hissi gerçekten yıpratıcı olabilir. Ama size şunu tüm samimiyetimle söyleyebilirim: Hastalığınızın gölgesinde kalmadan, günlük hayatın içinde kendinize iyi bakmanız ve keyif almanız kesinlikle mümkün. Hatta bu, tedavi sürecinizin de önemli bir parçası.
Peki, bunu nasıl gerçekçi yollarla başarabiliriz? İşte size birkaç önerim:
-
Küçük Adımlarla Başlayın, Büyük Hedefler Kovalamayın:
Eskiden yaptığınız her şeyi anında geri kazanmaya çalışmak yorucu olabilir. Belki eskiden bir saat yürüyüş yapıyordunuz, şimdi on beş dakikalık, yavaş tempoda bir yürüyüşle başlayın. Ya da yarım saat bir kitabın sayfalarında kaybolun. Minik başarılar, birikerek motivasyonunuzu artıracaktır. Hayattan keyif almak için illa 'büyük' şeyler yapmanız gerekmiyor.
-
Duygusal Dengenin Önemini Unutmayın:
Hastalığı kabullenmek, ondan vazgeçmek değil, onunla yaşamayı öğrenmektir. Duygularınızı bastırmayın. Üzülmek, öfkelenmek, yorgun hissetmek doğaldır. Bunları kendinize itiraf edin. Belki bir günlük tutmak, bir arkadaşınızla dertleşmek veya bir destek grubuna katılmak size iyi gelebilir. Unutmayın, zihinsel iyi oluş, fiziksel iyi oluşla el ele gider.
-
Sosyal Bağlarınızı Güçlendirin:
Kendinizi izole etmeyin. Arkadaşlarınızla, ailenizle vakit geçirin. Hastalığınızı konuşmak zorunda değilsiniz, sadece onların varlığı bile size güç verecektir. Belki bir kahve içmek, bir film izlemek ya da sadece sessizce yan yana oturmak bile yeterli olabilir. Sosyal etkileşim, ruh halimizi iyileştiren güçlü bir ilaçtır.
-
Size Keyif Veren Aktiviteleri Adapte Edin:
Sevdiğiniz hobileri bırakmak zorunda değilsiniz, belki sadece onları farklı bir şekilde yapmanız gerekebilir. Resim yapmayı seviyorsanız, yatağınızda bile yapabilirsiniz. Müzik dinlemeyi seviyorsanız, yeni bir tür keşfedin. Vücudunuzun ve enerjinizin elverdiği ölçüde, kendinize keyif veren o küçük kaçamakları yaratın.
-
Vücudunuzu Dinleyin ve Enerjinizi Yönetin:
En önemlilerinden biri bu. Dinlenmeniz gerektiğinde dinlenin, kendinizi zorlamayın. Vücudunuz size sinyaller gönderir; onları görmezden gelmek, uzun vadede daha kötü hissetmenize neden olabilir. Enerjinizi gün içine yaymayı öğrenmek, gün içinde keyifli anlara yer açmanızı kolaylaştıracaktır.
-
Profesyonel Destekten Çekinmeyin:
Eğer bu duygusal yükle başa çıkmakta zorlanıyorsanız, bir psikolog veya psikiyatristten destek almak size çok yardımcı olabilir. Unutmayın, bu bir zayıflık belirtisi değil, kendi iyiliğiniz için attığınız güçlü bir adımdır.
Unutmayın ki siz, hastalığınızdan ibaret değilsiniz. Siz bir bireysiniz, hayalleriniz, ilgi alanlarınız ve sevdikleriniz var. Hastalığınız, hayatınızın bir parçası olabilir, ama tüm hayatınız olmamalı. Kendinize şefkat gösterin, sabırlı olun ve küçük mutlulukların peşini bırakmayın. Hayat devam ediyor ve siz de bu hayatın içinde kendinize özel, anlamlı bir yer bulabilirsiniz.
Sağlıklı ve keyifli günler dilerim.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!